Sinüzite iyi gelen bitkiler-Sinüzit bitkisel çözüm yolları:nezle grip burun tıkanıklığı

Sinüzite iyi gelen bitkiler-Sinüzit bitkisel çözüm yolları:nezle grip burun tıkanıklığı

Sabahları gözünüzü sağa soğa kımıldatırken büyük bir ağrı mı duyuyorsunuz? Alın ve burun civarınızda bir ağrı mı var? Burun akıntısı da bu belirtilere eşlik mi ediyor? Moraliniz bozuk ve halsizlik mi hissediyorsunuz. Bu belirtiler ile karakterize bir hastalık olan sinüzit, yılın her mevsiminde görülmekle birlikle havaların iyice soğumaya başladığı şu sıralar iyice salgın bir biçimde görülmeye başladı. Bu yazıda sinüzitin nedenleri, sinüzitin belirtileri, sinüzit tedavisi, sinüzite iyi gelen bitkiler, sünuzite bitkisel ve ev yapımı doğal çözümler gibi konuları geniş ve ayrıntılı bir biçimde bulabileceksiniz

Sinüzit nedir

Sinuzit, alın boşluğu, çene boşluğu ve burun boşluğundan birinin veya hepsinin iltihaplanmasıdır. Burun boşluğu boş bir alan olup yüz kemikleri ile burun arasındadır.Normal olarak alın boşluğu, burun boşluğu ve çene boşluğu yeterince hava alır, fakat burun boşluğu etrafindaki sümüksü deri burayi temiz tutmak icin sümük salgılar ve bu sümük kanallarla boğaza akar. Sayet kanalarda tıkanma olursa bakteriler iltihaplanmaya sebep olur.

Kanalların kapanması, mukozanın şişmesi, üşütme, allerji, burunun ayırım duvarındaki eğiklikler, burundaki polipler veya çürük dişkökü burunboşluğunun tıkanmasına neden olurlar.

Sinüzitin Belirtileri Nelerdir

Yüz ve baş ağrıları

Bu ağrılar karakteristik olarak eğilme, ağır bir şey kaldırma, öksürme, başını sallama gibi hareketler sırasında sinüslerdeki basınç artışına bağlı olarak artar. Ağrılar kronik sinüzitte akut sinüzite oranla daha azdır, hatta hiç olmayabilir. Sinüzit ağrısının özellikleri kafada basınç hissi, özellikle kafatasının ön bölümünde zonklayıcı ağrı karakterindedir. Etkilenen sinüs üzerine basınç uygulanması ya da üzerine vurulması ile sıklıkla hassasiyet görülür. (Örneğin, maksiller sinüzitte yanak üstü, frontal sinüzitte alında ve etmoid sinüzitte burunun göze komşu olan tarafında, sfenoid sinüzitte oksipitalde, temporalde ve kafatası merkezinde tipik ağrılara neden olur.)

Burun akıntısı

Özellikle erişkinlerde tek taraflı burun akıntısı her zaman sinüzit şüphesi uyandırmalıdır. Sekresyon (akıntı) renksiz ve değişen kıvamlarda, ancak sıklıkla sarı-yeşil yada kanla karışık olabilir. Genellikle kokulu, hem burunun ön bölümünden, hem de nazofarenks içerisine doğru drene olur. İltihabi akıntılar sinüs ostiumlarında ve nazofarenks arka duvarında görülebilir. Alt solunum yollarına yayılması öksürme, bronşit yada seste kısılmaya neden olur. Burun tıkanıklığı Sürekli yada aralıklarla görülebilir. Koku alma bozukluğu (Hiposmi) yada kaybı (anosmi) sık görülür. Diş absesi ve kronik sinüzitte kötü koku duyma (kakosmi) görülebilir. Burun deliklerinin ekzeması özellikle çocuklarda sık görülür.

Genel Belirtiler

Uyuşukluk, çalışma isteksizliği ve depresyon dahil olmak üzere pisişik semptomlar görülebilir. Ateş yükselmesi genel bir enfeksiyon yada erken komplikasyonların belirtisidir. Çocuk sinüzitlerinde, erişkinlerde görülen semptomlar aynı şekilde görülebilir ancak sıklıkla belirtiler azdır. Adenoid hiperplazi sıklıkla nedenlerden biridir. Etmoidit doğumdan kısa bir süre sonra gelişebilir. Maksiller sinüzit süt çocukluğu döneminde çok nadirdir. 4 yaşından sonra sıklığı giderek artar. Frontal sinüzit ve sfenoidal sinüzit kural olarak 5-1 2 yaşından sonra görülür.

Sinüzitten Korunma yolları

Saçınızı ıslak tutmayın jöle kullanmayın.
Kışın bere -şapka giyin başınızı sıcak tutmaya gayret edin.

yazın imkan varsa denize girin ( burnunuzdan deniz suyu girsin)
Rüzgarlı havalara dikkat edin
Beslenmenize dikkat edin çay,kahve ve kola gibi kafein içeren içeceklerden uzak durun bağışıklık sistemini güçlendiren özellikle c vitamini ihtiva eden gıdaları kivi ve maydonaz gibi sıkça tüketin.
Sinüsler yeterince hava alamadığı için iltihaplanabilir.Burnunuzda nefes almanızı engelleyen bir durum varsa tedavi yoluna gidin.

Sinüzite Bitkisel Tedavi Yöntemleri

Bir parça pamuk İsveç Şurubu’yla ıslatılır. Pamuk sırt üstü yatan hastanın iltihaplı sinüslerinin olduğu noktaya konulur. 45 dakika içinde olumlu sonuç alınır. Ayrıca hatmi çiçeğinin, altınbaşak, orman sarmaşığı ile eşit miktarlarda karıştırılması ile yapılan bitki çayı da bu rahatsızlığın en iyi alternatif ilaçlarındandır.

Ilık Tuzlu Su

Bir bardak normal 200 cc içmesuyuna bir çay kaşığı tuz, bir çay kaşığı karbonat konarak hazırlanıyor. Tuz, eğer doğal tuz olursa daha tercih sebebi. Bu solüsyonu hazırladıktan sonra örneğin sabah akşam, ideali o ve 40-42 derece ısıda öneriliyor. Araştırmalarla antibiyotik kadar iyileşmeyi hızlandırdığı ispatlandı. Bununla sabah akşam burun ve geniz yollarını yıkatabiliyorsunuz. Eğer çok küçük çocuksa, müsaade etmiyorsa, burun spreylerinin içini boşaltıp, bu solusyonları doldurarak, bol miktarda kullandırabilirsiniz.

Alın, burnun arka kısmı ve burnun her iki tarafında bulunan kemik boşluklara yüz sinüsleri (paranazal sinüsler) adı verilir. Bu boşlukların ve iç yüzlerindeki mukozanın iltihabına da SİNÜZİT denir.

Sinüsler, burun boşluğu ile irtibatlı olup bu irtibatı sağlayan ostium adı verilen deliklerdir. Ostiumlar hem ventilasyon (hava akımı), hem de drenaj (boşalma) fonksiyonunu görürler. Bir ostiumun kapanması sonucu hava akımı ve drenaj bozulur böylece boşlukta salgı birikir, bu da bakteriler için uygun bir ortam olup bakterilerin üremesi sonucu iltihap gelişir.

Sinüsler normal salgı (mukus) oluşturan burun, sisteminin bir parçasıdır. Normal olarak burun ve sinüsler günde yaklaşık olarak yarım litre mukus salgılar. Üretilen mukus burun örtüsü (mukoza) üzerinde hareket ederek toz parçacıklarını, bakterileri ve diğer havayla taşınan partikülleri süpürür ve yıkarlar. Daha sonra bu mukus geriye boğaza süzülür ve yutulur. İçindeki parçacıklar ve bakteriler mide asidi tarafından parçalanır. Birçok insan bunun farkında değildir çünkü normal bir vücut fonksiyonudur.

Önleme her zaman tedaviden daha kolaydır. Bir soğuk algınlığı veya alerjik nezle atağı sırasında sinüzit gelişmemesi için aşağıdaki önlemler yararlı olabilir :
· Burun akıntısının akışkanlığını korumak için bol sıvı gıda almak, burnunuzu tahriş eden kirleticilerden, özellikle sigara dumanından uzak durmak.
· Uçak yolculuğundan kaçınmak. (Eğer uçakla yolculuk yapmak zorundaysanız havalanmadan önce bir burun spreyi kullanarak sinüs ağızlarının açık kalmasını sağlayınız).
· Alerji ataklarını kontrol altında tutmak için antihistaminikli alerji ilaçları kullanmak ve alerjinin nedeni biliniyorsa bundan uzak durmak.
· Soğuk algınlığı olduğunuz zaman buharla nemlendirici kullanın.
· Yatağınızın baş tarafı daha yükseltilmiş bir şekilde uyuyun.
· Dengeli beslenin, düzenli egzersiz yapın.
· Enfeksiyonu olduğunu bildiğiniz insanlarla ilişkilerinizi sınırlamaya çalısın bu olmuyorsa bir takım önlemler alın (el yıkamak, ortak havlu ve önlük kullanmamak).
· Her türlü sıcak veya soğuk rüzgardan koruyun.
· Yüzümüzden su ve ter buharlaştırmamalıyız (yani hemen kurulamalıyız)

Banyodan sonra (AMAN DİKKAT) hava sıcak olsa bile saçımızı hemen iyice kurutmalı ve sarmalıyız. Sarmak çok önemli çünkü kurutma tamamlansa bile deri sıcak olduğundan su buharlaştırır ve ağrı artar.

Buruna su çekerken çekebildiğiniz kadar iyice çekip bunu birkaç kez tekrarlayın.

İmmun (savunma) sistemimizi güçlü kılmalıyız. Bademcik iltihabına yakalanmamaya dikkat etmeliyiz. Allah’ın bizler için yarattığı tüm besinleri mevsimsel olarak almalıyız. Kısacası yemek seçmeden doğal olan her sebze ve meyveden yemeliyiz.

SİNÜZİT BİTKİSEL TEDAVİ için ise; halk arasında birçok bitki veya ilaç uzmanları sinüzite çözüm bulduklarını iddia etmektedirler. Bazı bitkisel ilaçlar ağrıyı belli bir süre dindirir. Fakat kökten temizlemez. Siz kendinize bakmaz ve yukarda saydığım kurallara dikkat etmezseniz iltihaplanma tekrar azabilir. İşin sırrı sinüslerdeki iltihabın çoğalmasını durdurmak, ve ağrıyı tetikleyen nedenleri ortadan kaldırmak. Gerisini bünyemiz halleder.

Halk arasında bilinen en etkili bitki ACIDÜLEK (eşek hıyarı, çırtlak) (Ecballium elaterium)’tir. Bu bitkinin olgun meyve suları sulandırılıp buruna iyice çekilir. Fakat oran fazla olursa kanama olur. %2 lik meyve suları günde 1- 2 defa çekilebilir. Burundan gelen akıntı sizi çok rahatlatır. Bu bitkiyi kullananlar çok memnun olmuşlardır. BU BİTKİYE DİKKAT KANAMA YAPABİLİR. Siz doza dikkat edin yeter.

Söğüt kabuğunun kaynatılıp içilmesi de ağrıları dindirir. Tüm ağrı kesiciler sinüs ağrılarını dindirir. Fakat tamamen geçirmez.
Sinüzit bir enfeksiyon sonucu oluşan hastalıktır. Enfeksiyona neden olan mikro organizmalar ya yok edilmeli yada üremeleri durdurulmalıdır.

Bakteriler ve mantarlarla uğraşmak tarih boyunca hep zor olmuştur. Onların bünyemizdeki kötü etkilerini, bünyemizin sağlıklı olması ve sağlıklı yaşam kurallarına uymakla ortadan kaldırabiliriz. Gerisi doktorları ve eczacıları sevindirir. Hastalara ise acıları çekmek kalır.

NTV’nin Sağlık Raporu programına konuk olan Marmara Üniversitesi Nöroloji Enstitüsü Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alev Üneri, üst solunum yolları enfeksiyonu, sinüzit, orta kulak iltihabı ile ilgili bilgiler verdi.

Üst solunum yolları enfeksiyonu
El yıkamak, üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmada çok önemli. Sümkürmek ise burundaki materyalin basınçla östakiden orta kulağa gitmesine ve orta kulak iltihabına neden oluyor. Fizyolojik olan çekip, yutmak.

Yaşadığımız kış mevsiminde soğuk algınlığı, farenjit, larenjit, nezle, grip, sinüzit, orta kulak iltihabı gibi sağlık sorunlarının görülme sıklığı artıyor.

ENFEKSİYONLARDAN SORUMLU OLAN FAKTÖRLER
Kış mevsiminde üst solunum yolları enfeksiyonlarında önemli bir artış gözleniyor. Marmara Üniversitesi Nöroloji Enstitüsü Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alev Üneri, bu enfeksiyonlardan sorumlu olan faktörler ile ilgili olarak şunları söyledi: “Üst solunum yolu enfeksiyonunda en çok etkin olan faktörler, virüsler… Ayrıca, virüslerin zayıf düşürdüğü bünyelerde, diğer bakterili enfeksiyonlara neden olabiliyor. En çok bildiğimiz, nezle, grip, daha sonra bunların neden olabileceği sinüzitler, bademcik iltihapları, orta kulak iltihapları, larenjitler, giderek aşağıya doğru yayılıyor.

SİNÜZİT HASTALIĞINDA KIŞ MEVSİMİNİN BULAŞMADAKİ ROLÜ

Bulunduğumuz kış mevsimi bulaşmada önemli bir rol oynadığına dikkat çeken Doç. Dr. Üneri, şunları söyledi: “Kapalı mekanlarda bulunulması, herkesin birarada olması, enfeksiyonu olan bir kişinin diğerlerine de enfeksiyonu bulaştırmasına neden oluyor. Ayrıca havalandırmalar, sigara içilmiş kapalı ortamlarda, toplu taşıma araçlarının daha sık kullanılması, bunlar da enfeksiyonun yayılmasını kolaylaştırıyor.”

SİNÜZİT RİSK GRUPLARI

Doç. Dr. Üneri, risk grubunda bulunanları ise şöyle ifade etti: “Kişisel faktörler çok önemli. Bünyenizde doğuştan gelen bir takım özellikleriniz varsa, alerjik yapınız varsa, ya da anatomik bir takım özellikleriniz varsa, mesela burun kemiğinizde eğrilik gibi, devamlı ağızdan nefes alıp vermek gibi… Bunlar enfeksiyona yakalanmanızı kolaylaştırır. Ayrıca, eğer sigara içiyorsanız, düzensiz bir yaşantınız varsa, risk faktörleri artıyor. Uykunuz bozuksa, yemek düzeniniz bozuksa… Artı stres faktörü de üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanmayı son derece artıran olaylardan biri. Onu da gözardı etmemek lazım. Yani, stresi yüksek kişiler, diğer kişilere göre daha sık enfeksiyonlara yakalanabiliyor.

SİNÜZİTTEN KORUNMA YOLLARI

Nasıl korunmamaz gerektiğini ise Doç. Dr. Üneri, şöyle açıkladı: “Düzgün yaşam, iyi beslenme, iyi dinlenme, spor yapma, vitamin alma… Gerçi vitamin almanın bilimsel olarak ya da araştırmayla ispatlanmış bir koruyuculuğu yok, özellikle C vitamininin ama hepimiz inanıyoruz. Belki bunları kullanmak, bir de el yıkamak. Genellikle üst solunum enfeksiyonlarının hep solunum yoluyla bulaştığı düşünülür ama el yıkamak da bu tür enfeksiyonlardan korunmakta çok önemli, unutmamak lazım.”

NEZLE İLE GRİBİN FARKI
Her zaman nezle ve grip karıştırıldığına değinen Doç. Dr. Üneri, ikisi arasındaki farkı şöyle açıkladı: ” Nezle ile gribin farkı, nezle, geniz yollarını tıkan virütik bir enfeksiyon. Bir de çok fazla ateş, kırıklık beklenmez. Grip daha geniş gruplu. Ona yolaçan virüsler farklı. Ama gripte öksürük gibi altsolunum yollarını ilgilendiren diğer semptomlar, ateş oluyor, halsizlik, kırıklık oluyor. Genel bir hastalık hali ortaya çıkıyor. Tehlikeli deyince, nezlede, altta bir takım yatkınlaştırıcı faktörler varsa, hastalık uzarsa, sinüzite ya da ortakulak iltihabına yolaçabilir. Gripte daha daha ziyade alt solunum yolu enfeksiyonları, zatürreye yolaçabilir. Tehlikeleri bunlar. Özellikle yaşlılarda tabi riskli.”
Doç. Dr. Üneri, ayrıca griple ilgili olarak şu uyarılarda bulundu: “Kronik sağlık sorunları olanlar, daha ağır hastalığı olan veya belli bir yaşın üstünde olan kişilerin daha iyi korunması lazım. Hatta aşılanma önerilebilir, kronik sağlık sorunu olan kişilerde.”

BADEMCİKLERİN ALINMASI

Bademciklerin alınması ile ilgili olarak ise Doç. Dr. Üneri, şu bilgileri verdi: “Yaşla alakalı değil. 2.5 yaşında da bademcik alınabilir. Önemli olan gerçekten olmasının gerekip gerekmediği. Beta mikrobunun çıkması ya da hergün anjin olması, bademcik ameliyatını gerekli kılmaz. Bir takım kriterler var. Mesela bir kış sezonu için eğer 4’ü 5’ü buluyorsa, beta enfeksiyonu, ameliyat önerebiliriz. Ya da beta mikrobu taşıyıcısıysa ameliyat önerebiliriz. Veya ek başka sorunu varsa, mesela konjental kalp hastalığı varsa, ya da bu bademcik enfeksiyonlarından biri sırasında bademcik apsesi geliştiyse, o zaman ameliyat önerilebilir. Ama her beta mikrobuyla bir ya da iki kere anjin geçirene ameliyat önermiyoruz. Bir de ailede tarama yapmak lazım. Belki anne baba, taşıyıcı olabilir. Onlara bakmak lazım. Ameliyattan önce yapılacak şeyler var. Önce tedavi, hiçbir çaresi kalmazsa, ameliyat…”

ERİŞKİNLERDEKİ SIK BOĞAZ ENFEKSİYONLARI

“Erişkinlerde sık boğaz enfeksiyonu geçiriyorum dediği zaman birisi, ben biraz soru işaretiyle karşılıyorum” diyen Doç. Dr. Üneri, şöyle açıkladı: “Çünkü bir yığın boğaz enfeksiyonu zannediliyor. Mesela kronik faranjit diye bir tanı var. Aslında kronik farenjit bizim kitaplarımızda kronik farenjit enfeksiyon olarak geçmez. En sık konulan teşhislerden biridir, polikliniklerde. Erişkinlerde özellikle mide sorunları, kronik boğaz yangılarına sebep olabilir. Mesela çok fazla bilinmeyen bir şey, ama çok sık karşılaştığımız bir şey. Eğer mideyle yemek borusu arasındaki kapakçıkta bir gevşeklik olması gibi özel bir rahatsızlık var. Gece derin uykuduykan, yediğiniz şeyler, hazmolmuş gıdalar, yemek borusundan yukarıya doğru taşıyor. Akciğerlere kadar gidip kronik öksürüklere neden olabiliyor. Ağız kokularına neden olabiliyor. Ve siz ateşiniz olmadan da devamlı boğaz ağrısı, kırıklık, antibiyotik alıyorsunuz, düzeliyor gibi oluyor. Bir iki gün sonra tekrar boğazınız ağrıyor. Halbuki altındaki sorun farklı. Tabi, o zemin üzerinde enfeksiyon da gelişebilir, devamlı tahriş olmuş mukozanın üzerinde… Antibiyotik aldığınız zaman ona iyi geliyor. Ama esas sorun başka. Onu halletmeden problemden kurtulunmaz. Artı, burunda problem olabilir. Belki devam edince ağız solunumu yapıyor, onun için sık sık boğazı rahatsız oluyor. Ayrıntılı incelemek lazım.”

SİNÜZİTİN GÖRÜLME SIKLIĞI

Sinüzitin görülme sıklığı ve kimlerin daha sık yakalandığı ile ilgili olarak ise Doç. Dr. Üneri, şu bilgileri verdi: “Sinüzitin görülme sıklığı çok fazla. Nezle olduğunuz zaman, diyelim ki üç-dört geçti, temiz ve duru akıntı, sarı ve yeşile döndüğü zaman, başınız da ağrıyorsa, siz sinüzitsiniz. Yani hepimiz sık sık sinüzit geçiririz. Burada önemli olan geçmemesi, akut fazını atlatamayıp, kronikleşmesi… Kimler oluyor? Eğer, doğuştan gelen anatomik bir yatkınlığımız varsa, burun kemiğimiz eğriyse, burun içindeki dokular biraz iriyse, alerjimiz varsa, sigara içiyorsanız, genel durumunuz düşükse, atlattığınız sinüzitlerden birini atlatamayıp, bilinen sinüzit enfeksiyonu haline dönebilirsiniz… Yoksa hepimiz defalarca geçiriyorsunuz.”
Sinüzitte ağrı dışında da belirtiler olduğuna değinen Doç. Dr. Üneri, şunları söyledi: “Mesela, çocuklarda ağrı yapmaz sinüzit. Çocuklarda genellikle iyileşmeyen öksürükle kendini gösterir. Yani, alt solunum yolu enfeksiyonu, bronşit zannedilir. Antibiyotik verilir. Genellikle antibiyotiklerin süresi de kısa tutulduğu için, 5 gün, 1 hafta, iyileşiyor gibi olur. Arkadan tekrar öksürmeye başlar. Bir ay, bir buçuk ay öksürür çocuk. Başka hiçbir belirti yok. Bir de anne dikkatliyse, sabah ağız kokusu farkedebilir. Bu şekilde ortaya çıkabilir. İlla başağrısı yapması büyüklerde de şart değil. Devamlı geniz akıntısı, kokulu akıntı, renkli balgam, devamlı öksürük, sinüzitin belirtilerindendir.”

SİNÜZİTİN TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Cerrahinin her zaman medikal tedavinin cevap vermediği ya da zorlandığı yerlerde tercih edilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Üneri, sinüzitin tedavisinde kullanılan başlıca yöntemler, ilaç tedavisi ve cerrahi ile ilgili bilgiler verdi: “Birkaç sinüsü birden ilgilendiren kistli filan kronikleşmiş bir hadise söz konusuysa o zaman cerrahi düşünülmeli. Ama önce medikal tedavi… Eğer kronik sinüzit söz konusu antibiyotik tedavisi… Üstelik sinüzitte antibiyotik tedavisi uzundur. Genellikle antibiyotiklerden korkulur ve çok kısa tutulmaya tedaviler ama 10-15 gün, hatta 20 gün süreyle antibiyotik kullanılması gerekir. Eğer eminseniz, tomografinizi çektiyseniz, enfeksiyonu görüyorsunuz, 20 gün süreyle antibiyotik kullanılması gerekir. Sadece antibiyotik değil, sinüzit tedavisinin özellikle son yıllarda ılık tuzlu su revaçta. Bunu evde kendiniz de hazırlayabilirsiniz. Özel bir serum. Ben özellikle hastalarıma kendilerine hazırlatıyorum. Bu, bir bardak normal 200 cc içmesuyuna bir çay kaşığı tuz, bir çay kaşığı karbonat konarak hazırlanıyor. Tuz, eğer doğal tuz olursa daha tercih sebebi. Bu solüsyonu hazırladıktan sonra örneğin sabah akşam, ideali o ve 40-42 derece ısıda öneriliyor. Araştırmalarla bunun iyileşmeyi hızlandırdığı ispatlandı. Hakikaten antibiyotik kadar, ben buna değer veriyorum. Bununla sabah akşam burun ve geniz yollarını yıkatabiliyorsunuz. Eğer çok küçük çocuksa, müsaade etmiyorsa, burun spreylerinin içini boşaltıp, bu solusyonları doldurarak, bol miktarda kullandırabilirsiniz. Sinüzit tedavisinde antibiyotik buna da kıymet veriyorum.”

BEBEKLERDE BURUN TIKANIKLIĞI NASIL GEÇER

Bebeklerdeki tıkanıklık ile ilgili olarak ise Doç. Dr. Üneri, şunları söyledi: “Şimdi kış mevsimi, büyük bir ihtimalle evin havası kurudur. O da bebeğin solunum problemini arttırır. Mümkün olduğu kadar odada rutubeti sağlamak lazım. Klasik yöntem buhar makinesiyle olabilir. Ama tabi her zaman bulunabilecek bir şey değil. Odada eğer soba varsa, sobanın üstünde mutlaka su olması lazım. Radyatör varsa üzerinde su bulunması lazım. Hatta tıkanıklığın fazla olduğu zaman, başka bir yerde, geniş ağızlı bir kapta kaynatacağınız suyu bebeğin odasında bulundurabilirsiniz. Yapabileceğiniz sadece serum fizyolojik damlatmak. Oda ısısında tuttuğunuz serumfizyolojiği bebeğin burnuna birer, ikişer damla damlatma. Başka bir şey yapmaya gerek yok.”

BEBEKLERDE ORTA KULAK İLTİHABI

Özellikle çocukların orta kulak iltihabında risk grubu içinde bulunduklarını belirten Doç. Dr. Üneri, orta kulak iltihabı ile ilgili şunları söyledi: “Orta kulak iltihabı genelde çocuk yaşta görülen bir rahatsızlık. O da çocuklardaki anatomik özelliklerden, östaki borusunun anatomik özelliğinden dolayı oluyor. Geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında, nezle sırasında orta kulak iltihabına yakalanmak da olası. Artı, eğer anne, baba, daha önce sık orta kulak iltihabına yakalanıyorsa, yine genetik yatkınlık söz konusu. Evde sigara içiliyorsa, bu riski arttırıyor. Yine çocuğun beslenmesi, normal yaşam düzeni, stresi, bunların hepsi etkin faktörler.”

ORTA KULAK İLTİHABININ BELİRTİLERİ

Belirtilerin çocuklarda en fazla ağrı olduğunu belirten Doç. Dr. Üneri, konu ile ilgili olarak şöyle devam etti: “Ya da büyüklerde ağrı, dolgunluk. Bir de nezle sırasında çocuklar için, büyükler için de burun çok tıkandığı zaman genellikle sümkürür. Çocuklara sümkürmeyi öğretimiz. Çünkü normalde doğuşta hiç birimiz sümkürmeyi bilmeyiz. Onun için anne, baba, çocuğa, sümkür, hınkır, burnunu temizle, der. Aslında bu çok yanlış. Çünkü sümkürmekle o burun içindeki enfekte materyali basınçla östakiden orta kulağa gönderiyorsunuz. Yani, orta kulak iltihabı olması için davetiye çıkartıyorsunuz. Aslında fizyolojik olan çekip, yutma, her ne kadar kulağa hoş gelmese de… Çocukları bence sümkürmeyi öğretmemek lazım. Büyüklerin de eğer çok rahatsız oluyorsa, basınçla sümkürmemeleri lazım. Korunmak için yapılabilecek en mantıklı şey bu.”

ORTA KULAK İLTİHABININ TEDAVİSİ

Orta kulak iltihabı tedavisinde uygulanan yöntemler ile ilgili olarak ise Doç. Dr. Üneri, şu bilgileri verdi: “Enfeksiyon, yani orta kulak iltihabı başladıysa, mutlaka antibiyotik kullanıyoruz. Virütük kökenli olduğuna inansak bile… Artı, bir takım sempotamik ilaçlar, ödemi azaltıcı, ağrıyı azaltıcı, burnu açıcı, östakiyi açıcı diğer ilaçlarla birlikte tam tedavi uyguluyoruz.”

TEDAVİ SÜRESİ

Doç. Dr. Üneri, orta kulak iltihabının tedavi süresi ile ilgili olarak şu açıklamaları yaptı: “Genelde, eğer komplike bir vaka değilse, nezlenin hemen arkasından başladıysa, beş-altı günde toparlar. Bir hafta süreyle kullanırız ilaçları. Çocuklarda biraz daha dikkatli olmak lazım. Orta kulak iltihabının arkasından eğer yatkınlığı varsa, geniz eti biraz iriyse, sıvı toplaması gelişebilir. O serozotit medya dediğimiz orta kulakta su toplaması hadisesi gelişebilir. Ama bu çocukları biraz daha yakın kontrol edip, biraz daha tedavisini uzatabiliyoruz.”

BEBEKLERDE GENİZ ETİ PROBLEMİ VE ENFEKSİYONLAR

Çocuklardaki geniz eti probleminin, gelişimi de etkileyen bir etken olduğunu belirten Doç. Dr. Üneri, kış mevsiminde gelişen enfeksiyonlara bağlı olarak nasıl bir yol izlenmesi ile ilgili olarak şu bilgileri verdi: “Geniz eti, aynı bademcik gibi bütün çocuklarda varolan bağışıklık sistemine ait bir doku. Önem o adenoitin, yani geniz etinin varlığı, yokluğu değil, çocuğun genzine oranla büyüklüğü ve problem çıkartıp çıkartmaması. Bir grup çocukta bunu hiç hissetmezseniz. Diğer grup çocukta, orta büyüklükte diyelim bir adenoit vardır. Her nezle, gripte tıkanır. Nezlesi, gribi uzun sürer ya da geçtikten sonra orta kulak iltihabı geçirdiyse o biraz uzun sürer. Ama eninde sonunda tedaviye cevap verir. Kış mevsiminde biraz zorlanır, baharda, yazda rahat eder. Şimdi böyle vakalarda çok fazla bir şey yapmaya gerek yok, eğer toparlayabiliyorsa… Üçüncü bir grup, adenoit, büyür ve büyük kalır. ”
Doç. Dr. Üneri, söyle devam etti: “Buna bağlı olarak ikinci problemler gelişir. En sevmediğimiz şey, orta kulakta sıvı birikimi.. Eğer adenoit büyükse, beraberinde orta kulakta sıvı birikimi oluştuysa ve tedaviye cevap vermiyorsa, o zaman ameliyat olması lazım. Çünkü, orta kulak sıvı birikimine zamanında müdahale etmezseniz, ileride can sıkıcı bir takım sorunlara neden olabiliyor. Orada ameliyatı devreye sokmak lazım. İkinci bir grup, daha nadir olarak, sinüs enfeksiyonları. Adenoit büyükse, tedaviye cevap vermeyen sinüs enfeksiyonu varsa, yine adenoiti almak lazım. Eğer bademcik ameliyatı oluyorsa, beraberinde adenoit varsa, çocuk uyumuşken, adenoit de alınıyor. Birini alıp, birini bırakma söz konusu değil. Ama tek başına geniz etine, sadece büyük, kulakta, sinüste sorun yok. O daha nadir koyduğumuz bir endikasyon. Eğer çok aşırı derecede uyku bozukluğu varsa, uyku apnesi oluyorsa, çocuğun gelişmesi geriliyorsa… Büyüme hormonu biliyorsunuz uykuda salgılanır. Onun da sağlıklı bir uyku olması lazım. Bunu bozuyorsa, o zaman da tek başına adenoitin alınması düşünülebilir.”

ENFEKSİYONLARDAN KORUNMADA BESLENME

Enfeksiyonlardan korunmada beslenme biçiminin etkisi ile ilgili olarak Doç. Dr. Üneri, şu bilgileri verdi: “Bir defa düzgün beslenmeye özen göstermeliyiz. Yani, saatinde, muntazam, vücut ritmini bozmadan beslenmek. Artı, mümkün olduğu kadar sağlıklı gıdalarla, katkı maddesi içermeyen, doğal sebze ve meyvalarla beslenmek, enfeksiyon riskini azaltır.”

TAVUK SUYU ÇORBASI NEZLEYE GRİBE SİNÜZİTE İYİ GELİR Mİ?

Enfeksiyonlarda, gripte, nezlede, önerilen tavuk suyu çorbasının bilimsel bir geçerliliği olduğunu belirten Doç. Dr. Üneri, şunları söyledi: “Uzun yıllardır bizim klasik yayınlarda özellikle balgam söktürücü olarak tavuk suyu geçer. İlk karşılaştığımda bana da çok şaşırtıcı gelmişti. Ama özellikle son yıllarda giderek artan oranda bununla ilgili yazılar var. Bir kaç şekilde etkili olduğu düşünülüyor. Birincisi, içindeki bir takım maddelerin öksürük şuruplarındaki balgam sökücü olduğu, ikincisi tuzlu ve sıvı veriyorsunuz hastaya… Özellikle gripte ateş olduğu zaman vücutta bir kuruma meydana geliyor. Tavuk suyu içirdiğiniz zaman kurumayı düzeltiyorsunuz. İçindeki bir takım mineraller, eklem ağırlığınızın ve kırıklıklarınızın geçmesine neden oluyor. Sonuçta ben öneriyorum hastalarıma, günde en az bir kupa tavuk suyu. Limonlu ve biberli, tavuğun herhangi bir yerinden kaynatılarak, illa çorba haline getirmek de şart değil, düz olarak içilebilir. Bir tek komplikasyonu var. Bir hafta içtiğiniz zaman, bir ay boyunca tavuk görmek istemiyorsunuz.”

BİTKİSEL BAŞKA YÖNTEMLER

Bitki çayları ile ilgili olarak ise Doç. Dr. Üneri, şu açıklamaları yaptı: “Bilimselliği kanıtlanmış değil. Kış mevsiminde kullanılan bir şey. Şimdi yaygın olarak tüketiliyor. Bağışıklık sistemini güçlendirdiğine, direnci arttırdığına inanılıyor. Ben bunların hepsinin faydalı olduğuna inanıyorum. Hiçbir şey olmasa da, ılık sıvı bir defa, sıvı alımını arttırıyor. Artı, mutlaka içlerinde hepsinin bir takım maddeler var. Zaten ilaçlar da bitkilerden yapılıyor, biliyorsunuz. Sonra inanarak içiyorsanız, bir katkısı oluyor mutlaka…”

KORUNMAK İÇİN…

Korunmak için nelere özen göstermemiz konusunda ise Doç. Dr. Üneri, şu noktalara değindi: “Korunmak için önce dinlenmek, iyi uyumak, iyi beslenmek, ellerimizi yıkamak kış mevsiminde, toplu yerlere girerken mümkün olduğu özenli olmak, sigara, alkol ve stresten mümkün olduğu kadar uzak kalmaya çalışmak.”

son yorumlar:

You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply